Suyun olduğu yerde yaşam vardır. Buna, tesislerde her gün kullanılan soğutma, soğutulmuş su, proses suyu ve içme suyu sistemleri dahildir. Bu yaşam yalnızca büyük miktarda suyun içinde değil, aynı zamanda ısı eşanjörleri, borular ve havuz duvarları gibi suyla temas eden ekipmanların yüzeylerine de yerleşir. Bu birikintiye biyofilm diyoruz.
Biyofilm, bakteriler tarafından salgılanan yapışkan bir maddeyle bir arada tutulan ve korunan, yüzeye tutunmuş mikroorganizmalar topluluğudur. Bakteriler biyofilmlerin içinde yaşamayı tercih eder. Biyofilmler, yalnızca birkaç saat içinde mikroskobik boyutta oluşmaya başlayabilir ve birkaç gün içinde gözle görülebilen biyolojik kirlenme birikintilerine dönüşebilir.

Kir, korozyon yan ürünleri ve diğer kalıntılar biyofilme kolayca tutunarak birikintilerin oluşumunu hızlandırır. Biyofilm oluşumunu destekleyen koşullara şunlar dahildir:
Biyofilmin dinamik ve karmaşık yapısı, bakterileri biyosit uygulamalarından koruyarak kimyasal şartlandırma ve mekanik temizleme yöntemlerine karşı direnç geliştirecek şekilde sürekli uyum sağlayan, son derece gelişmiş topluluklar oluşturmalarına olanak tanır.
Biyofilm ile ilişkili mikrobiyolojik kaynaklı korozyon (MIC), su sistemlerinde korozyon kaynaklı arızaların başlıca nedenidir. Biyofilm uygun şekilde kontrol altına alınıp yönetilmezse, içme suyu ve endüstriyel su sistemlerinde güvenilirliği, verimliliği ve güvenliği doğrudan etkileyen ciddi ve maliyetli sorunların temel nedeni olabilir.




Biyofilmler, sistem varlıklarının kullanım ömrünü, verimliliği, enerji maliyetlerini ve güvenliği çeşitli şekillerde etkileyebilir.

Biyofilmler genellikle biyositle şartlandırmanın ulaşamadığı bölgelerde oluşmaya başlar ve hızla büyüyerek biyolojik kirlenme birikintileri oluşturabilir. Biyofilmler bir kez oluştuktan sonra son derece dirençli hale gelir ve kontrol altına alınmaları oldukça zordur.
Biyofilm oluşumu, yedek soğutucular, ekonomizörler, havuz dengeleme hatları, kullanım dışı filtreler, kapatılmış genleşme boruları ve yedek pompalar gibi ekipmanlardaki kör hatlarla (yani akışın düşük olduğu ya da hiç olmadığı bölümlerle) ve kullanılmayan ekipmanlarla yakından ilişkilidir. Biyofilm kontrolü için sistem tasarımının ve su akışının anlaşılması ve kör hatların belirlenmesi önemlidir.
Biyofilm testlerinde kullanılan yaygın yöntemler arasında bakteri daldırma lamları, laboratuvar ortamında plak kültürü sayımları ve ATP (adenozin trifosfat) ölçümleri yer alır. Aşağıdaki tabloda açıklandığı gibi her yöntemin avantajları ve dezavantajları vardır.



Hem biyofilmlerin hem de etkilenen su sistemlerinin karmaşıklığı nedeniyle, biyofilm kontrolü çok yönlü bir yaklaşım gerektirir. Biyofilmi yönetmek, bir sisteme biyosit kimyasallar eklemekten daha fazlasını gerektirir. Bu süreç temizleyiciler, filtreleme, korozyon ve kireç inhibitörleri, etkin uygulama ve izleme ile sahada uzmanlık gerektirir.
Temiz Olun, Temiz Kalın™ programımız, zorlu biyofilm sorunlarını çözmek için gereken özel ürünleri, ekipmanları ve uzmanlığı sunar.


Mikrobiyolojik testler, görsel incelemeler ve operasyonel veriler bir biyofilm sorununun varlığına işaret ettiğinde, sistemin güvenilirliğini ve verimliliğini olumsuz etkileyen ciddi biyolojik kirlenme sorunları çoktan ortaya çıkmış olabilir. Sürekli, çevrimiçi biyolojik kirlenmenin izlenmesi, bu sorunların sistem üzerindeki etkilerini azaltmada kritik bir rol oynayabilir.

Biyofilm oluşumu potansiyelini gerçek zamanlı olarak otomatik şekilde ölçmek üzere bioDART® Biyolojik Kirlenme İzleme sistemini geliştirdik. bioDART, büyüme potansiyelini artıran standart koşullar altında biyofilm oluşumunu ölçmek için gelişmiş optik sensörler kullanır. Bakteri sayımlarının, biyosit uygulamalarının, besin yükünün ve işletme koşullarının etkisini yansıtan hassas bir Biyolojik Kirlenme İndeksi (BFI) değeri sağlar. Mikrobiyolojik kontrolün izlenmesine yönelik geleneksel yöntemlerin aksine bioDART, temel sorunu, yani biyofilmlerin içinde çoğalan bakterileri sürekli olarak öngörmeye olanak sağlayan bir ölçüm sunar. bioDART, su sistemlerinde biyofilm kontrolünü izlemek ve iyileştirmek için kullanılabilecek değerli ve uygulamaya yönelik veriler sağlar.
Su sistemlerinde biyofilmin anlaşılması ve kontrol altına alınması, sistemin kullanım ömrü, verimliliği, güvenliği ve toplam işletme maliyetleri üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Solenis, biyofilmlerin belirlenmesine, kontrol altına alınmasına ve izlenmesine yardımcı olacak, etkisi kanıtlanmış uzmanlık ve teknolojilere sahiptir. Biyofilmin su sistemlerinize etkilerini değerlendirmek ve su sistemlerinizin verimli olarak çalışır durumda kalmasını sağlamak üzere size özel bir program geliştirmek için bugün bizimle iletişime geçin.
Videomuzu izleyin: bioDART® Biyolojik Kirlenme İzleme