Yakın zamanda yayımlanan bir CDC çalışması (İçme Suyuyla İlişkili Su Kaynaklı Hastalık Salgınlarının Sürveyansı — Amerika Birleşik Devletleri, 2015–2020), çalışma dönemi boyunca içme suyuyla ilişkili 214 salgının %87'sinin biyofilmlerle bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. 5 yılda 214 salgın küçük bir sayı gibi görünse de etkisini göz önünde bulundurmak önemlidir.
Epidemiyolojide salgın, ortak bir maruziyetle ilişkili iki veya daha fazla benzer hastalık vakası olarak tanımlanır. Daha ayrıntılı bakıldığında, bu salgınlardan doğrudan etkilenen kişi sayısı 2.140 hastalık vakası, 563 hastaneye yatış ve 88 ölümü kapsamaktadır. Genel olarak su kaynaklı patojenler, Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda yaklaşık 7,15 milyon hastalığa, 118.000 hastaneye yatışa ve 6.630 ölüme neden olmakta, bu da 3,33 milyar ABD doları doğrudan sağlık hizmeti maliyetine yol açmaktadır.
CDC çalışması, Lejyonella ve biyofilm kaynaklı salgınlara odaklanarak 5 yıllık bir dönemde elde edilen verileri kapsamaktadır. 28 eyaletten halk sağlığı yetkilileri, 2015-2020 yılları arasında içme suyuyla ilişkili 214 salgını gönüllü olarak bildirmiştir. Lejyonella bakterileri, biyofilm kaynaklı salgınların çoğunda (%98) etken olarak belirlenmiştir.
Lejyonella, vakaların %10'unda ölümcül seyreden ve Lejyoner hastalığı adı verilen, ağır bir pnömoni türüne neden olan bir bakteri cinsidir. Dolayısıyla biyofilmler ve Lejyonella, halk sağlığı için önemli tehditler olmaya devam etmektedir ve bu su sistemlerinde kontrol altına alınmaları gerekir. Biyofilm kaynaklı salgınların geri kalan %2'si, NTM ve Pseudomonas bakterilerine bağlanmıştır.
214 salgından 187'si (%87) biyofilmle ilişkilendirilmiş, 172'si (%80) ise şebeke suyu sistemlerinden gelen suyla bağlantılı bulunmuştur. İçme suyuyla ilişkili bu salgınlar 2.140 hastalık vakasına, 563 hastaneye yatışa ve 88 ölüme yol açmıştır. Bu CDC raporu, iki veya daha fazla vakanın zaman, su maruziyetinin yeri ve hastalık özellikleri bakımından epidemiyolojik olarak bağlantılı olduğu salgınları kapsamaktadır.
Biyofilmler, bina su sistemlerindeki su boruları gibi nemli yüzeylere tutunan mikrop topluluklarıdır. Bu biyofilmler, Lejyonella ve tüberküloz dışı mikobakteriler (NTM) dahil çeşitli patojen türlerine koruma ve besin sağlayarak bu patojenlerin işine yarar. Biyofilmler, su borularındaki durgun ortamlarda, özellikle de dezenfektan kalıntılarının tükendiği yerlerde gelişir ve dezenfeksiyon gibi su şartlandırma süreçlerine karşı dirençlidir. Biyofilm kaynaklı patojenler yalnızca sağlığı etkilemekle kalmaz, Amerika Birleşik Devletleri'ne yılda yaklaşık 1,39 milyar ABD doları maliyete de yol açar.
5 yıllık dönem boyunca Lejyonella ile ilişkili salgınlar genel olarak artmış ve 786 hastalık vakasına, 544 vakanın hastaneye yatmasına ve 86 ölüme yol açmıştır. Özellikle Lejyonella bakterileri, şebeke suyu sistemi kaynaklı salgınlarda en sık etken olarak belirlenmiştir (160 salgın, 666 vaka, 462 hastaneye yatış ve 68 ölüm). En sık belirtilen etken faktörler şunlardır:
Sağlık hizmeti ortamlarında Lejyonella, 111 (%52) salgın, 444 (%21) vaka, 364 (%65) hastaneye yatış ve 73 (%85) ölümle ilişkilendirilmiştir. Oteller, moteller, pansiyonlar veya hanlar, tamamı Lejyonella kaynaklı olan 35 (%16) salgında, 225 (%11) vakada, 85 (%15) hastaneye yatışta ve 3 (%3) ölümde maruziyet ortamı olarak belirlenmiştir. Özel konutlarda Lejyonella, 3 salgına neden olmuş ve bu salgınlar 7 vaka, 4 hastaneye yatış ve 0 ölümle sonuçlanmıştır.
İçme suyuyla ilgili hastalıkların önlenmesi son derece karmaşıktır ve çeşitli risk azaltma stratejileri gerektirir. İçme suyu kontaminasyonu nedeniyle su hizmeti kesintiye uğradığında halk sağlığı olumsuz etkilenir. Bu nedenle içme suyu şartlandırması, yasal düzenlemeler ve halk sağlığı programları, içme suyu patojenlerine maruz kalma riskini azaltır. Etkili yasal düzenlemeler, su yönetimi programları ve halk sağlığını koruma programları gereklidir.
Sorularınız varsa lütfen 866-209-3373 numaralı telefondan Su Riski Yönetimi Grubuyla iletişime geçin.